29 Kasım 2025 Cumartesi

Just let it go

 

Hacking dediğimiz şey aslında nedir?

HTB’deki makineleri en hızlı biçimde hacklemek mi? Bir programı cracklemek mi? Bug bounty yapmak mı? Hedeflere kilitlenip kalmaktansa, sadece her şeyi bıraksak daha doğru değil mi? Kafamı CPTS’ten kaldıramadım da ne oldu, iyi bir networkcu/programcı olamadım ki. HTB yüzünden bug bounty’ci de olamadım.

Zayıf yönlerimize odaklanmalı ve o yönleri güçlendirmeliyiz. Programlama ve hacking alanında eğitim amaçları haricinde yapay zeka kullanılmamalı, bunlar yeteneklerimizi köreltir. Neden sabırlı davranmıyorum?

Just let it go.. bırak bir şeyleri kafanda taşıyıp durmayı. Bir süre sadece Network lableriyle ilgilen, o sistemi bir çöz. Linux adminliği yap, tam bir data centerı ayağa kaldırıp işler hale getir, sunucuları yönet. Problemleri çözen programlar yaz. Gerçek bug bounty yap, nuclei templatelerini lablerini tasarla kur-çöz, yeni zaafiyetlerin lablerini yap, programları tersyüz et. CTF’leri kovalamaya devam et. Niye takılıyorsun ki OSCP falan diye, ne gerek var. HTB’de aktif makineleri çöz, writeuplara bak, teknik yelpazeni geliştir, bir CVE bul. Devam et. Çok kasıyorsun, kasma.

Daldan dala atlamayı da bırakmalı. Bu arada box çözmek de daldan dala atlamaya sebep oluyor. 30 tane makine çözüyorum, bunun AD'si var , web servisleri var, SQLi'si var vs. vs. ama bir bakmışım owasp top 10'i unutmuşum, güncel de kalamamışım. Tut bir zaafiyeti çalış, sadece onu arayıp dur, elbet o bir CVE getirir ve çok iyi öğrenmiş olursun. Sonra git bir de bunun için exploit yaz. Bir tane hedefe kilitlen ki bir şeyleri hakikaten yapabilesin. 

 Şu aşağıdaki adam olup çıktım. Siktir et kurumsalı, kafayı mı yedim ben. Hacking kurumsal olduğunda keyifli bir iş değil. Be water, ak git.

 

21 Kasım 2025 Cuma

Hayatı şirket yönetir gibi yönetme saçmalığı

 Evet sevgili günlük. Anlat bakalım. 

Düşüncelerim çok dağınık, ne yazsam diye düşündüm ama aklıma tek bir şey gelmedi. Aynı anda birden çok şeyi düşünmek nasıl mümkün olabilir ki? Bakın peşisıra düşünceler değil, TAM OLARAK AYNI ANDA düşündüğüm birden çok şey var. Ne anlatsam hiç bilemedim şimdi.

Twitterdan tanıştığım bir arkadaşımla startup projesine başladık. Projeyi geliştirecek bir developer buıldum, malum buna benim vaktim yok. Ancak başkasına iş yaptırma düşüncesiyle de çok barışamıyorum, benim ellerimle yazmam lazım o kodları ki o projeye tam anlamıyla benim diyebileyim. Sadece fikrin "benim" olması projenin benim olması için yetersiz gibi hissettiriyor. Bu yatırım alırken de böyle vs. 

Anlamışsınızdır, bizde sadece fikir var :d yatıracak para da yok, işi geliştirecek mesai de. 

Yarın o projeyi de arkadaşımla yüz yüze konuşarak bırakacağım aslında. En zoru insanlarla organize olmak, ortak bir iletişim dili oluşturup projeyi ilerletebilmek. Ortaklık işi benim için burada da yatıyor çünkü çok başlılık kesinlikle hüsranla sonuçlanır buna yüzde yüz eminim. 

En azından bir marka tescili almak, bir fikri hayata geçirmek, nerede ne kadar para lazım, yatırımcı sunumuna nasıl çıkılır, bir iş kurarken bizi ne gibi süreçler bekliyor az çok anlamış oldum. Bu da kazanılması gereken bir tecrübeydi.

 ---

 Dün ilk kez Ghost in the Shell 1995'i izledim. Benim gibi yılların animecisi bir siber güvenlikçinin bunu şimdi izlemesi bir utanç. Filmin kritiğini de yapamayacağım çünkü beni sadece sorulara itti. Beklediğimden çok daha sessiz ve üstü kapalı bir anlatım vardı. Bir şey anlamadığımı herhalde daha fazla süsleyerek anlatamam lol. İnsan olmak isteyen bir yapay zeka ve kimliğinden emin olmayan bir insanın finalde birleşmesiyle mutlu sona geldik. Bu film hakkında daha sonra araştırma yapacağım.

--- 

TM'deki support işime devam ediyorum. Teknik işlerle uğraşmak güzel ama başka yazılımcıların yazdığı programlar için pre-sales / post-sales destek vermekte de ilkelerime ters gelen bir durum var. Şımarıklık yapmak istemiyorum, önemli olan iş değil eve ekmek getirmek ama bende daha fazlası var biliyorum.

Şimdi bir de hızla geçen zamanın verdiği bir anksiyete durumu da var. Yaşlanıyorum saçlarım beyazlıyor artık kendi projelerimi hayata geçirmeliyim kalıcı şeyler yapmalıyım vs. gibi panik düşüncelerini bilirsiniz. Bunların yanında işle ilgili de performans endişelerini koyun, berbat bir çorba ortaya çıkacak. 

Siber Güvenlik sektörünün nasıl bir bataklık olduğunu da görmeye başladım. Bu sektörde kalıcı bir şeyler yapmak istiyorsanız gidin malware falan yazın, ciddi diyorum. Aksi halde sürekli yeni şeyler öğrenmek zorundasınız ve öğrendiğiniz hiçbir şey de kalıcı değil, korkunç bir değişim hızı var bu sektörün. Güncel olabilmek için eskiyi iyice öğrenmeniz ve usta olmanız lazım ancak o işlerle uğraşırken günceli yine kaçıracaksınız, tam bir fare tekeri. Hedef alanınızı daraltın ve sağa sola bakmayın. Bu sektör çok dallanıp budaklanıyor ve her şeyi bilmeye çalışıyorsunuz, çok zor.


En kötüsü ise kendime yeni hedefler koymak gibi ahmakça bir bağımlılığı bir türlü bırakamıyorum. Hedeflere ulaşıyorum ve sonra yeni hedefler, bir rpg oyunu oynar gibi. Bakın bu kişisel gelişim saçmalığına sakın inanmayın, sürekli kovaladığınız bir ufuk çizgisi fasit bir dairedir, yaşamak akıp giderek olmalı. 30 senedir yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum, ve hatamı bile bile burnumun dikine gidiyorum bak bu sefer son diyerek. CCNA'yi de al, OSCP'yi de al, CPTS'yi de al ... sertifikaları topla, şimdi hazırsın. Tam bir saçmalık. Ben ders çalışmayı da hiç sevmem halbuki :D 

Aklına gelen program var ya, ulan şöyle bir program yazsam dediğin. Onu derhal yap. Önce OSCP'yi almayı bekleme mesela. Hayatımızı şirket yönetir gibi KPI'larla ve saireyle yönetmemeliyiz. Bu kesin emin olduğum bir şey.

"Just for fun" amk. 






4 Kasım 2025 Salı

Disiplin ve Stoicism

 

Stoic ol. Başına gelebilecek en kötü şeyleri düşün, bunların bir simülasyonunu yap. Korkacak hiçbir şey yok. Her zaman en kötüsüne hazırlan ve her zaman elinden geleni yap.

Doğru olanı yap ve sonuçları düşünmeyi bırak.

O nedenle, kendine koyduğun tüm tabuları aş. Kendini gerçekleştirmek, uber-super bir hacker olmak da buna dahil. Tabularını, duvarlarını yok et ve korkularını yen. Aceleye, bir şeyleri yetiştirmeye çalışmaya son ver; bu sen değilsin.

Sadece aksiyon halinde ol ve yapman gerekeni yap.

Konforu bırak. Disiplinin kendisinin bir konfor olmasına da izin verme, hedonist konfora da izin verme.

28 Eylül 2025 Pazar

[2025-09-28 22:07] :: SESSION RESUMED — OPERATOR: EMRE

21:38:22 — Oturum yeniden açıldı. Beş yıl ara verdim; dünya değişti, ben değiştim, ama kablolar aynı yerde. Bu günlük, öğrendiklerimin, kırdıklarımın ve bıraktıklarımın kaydı olacak. Geri döndüm. Biraz kod, biraz ritüel, biraz hakikat.

Nasıl? Süper kahraman girişi gibi havalı değil mi? Şimdi normale dönelim.

Vay babam vay!! Ben burayı nasıl unutmuşum ya!

Yayınlamadığım 10 yıl önceki bloglarımı okudum, arşivimde duruyor. Zaman yolculuğu yaşadım resmen. Dijital ayakizimizi silmek isterken, bunu gerçekten iyice düşünmeliyiz. Burada hikayemiz yatıyor.

2020'de juniorun da junioruyken yazdığım programları gördüm, haberim bile yoktu. Şimdi bir siber güvenlik firmasında danışman olarak çalışıyorum. Hala tembelim, hala dikkatim çok dağınık, hala beynimin içi sisli ama pes etmedim ve iyi kötü bir şeye benzedim. Aslında hiçbir şeyim tam değil, ne tam programıcıyım, ne tam networkcuyum, ne tam siber güvenlikçiyim... grindinge devam yani.

Bu blogu bir günlük ve kişisel motivasyon / prensiplerimi paylaştığım bir log serisi haline getirmeyi düşünüyorum. Aslında bunun için başka bir blog açacaktım ama blogger'ın sistemini sevdiğim için neden olmasın dedim. 

Aslında uzun zamandır kendi kişisel codex astartes'imi , survivor's dogma'mı yazmak niyetindeyim. Sistemli-programlı yaşamayı seven birisiyim ve disiplini ritüelleştirmenin başarı getirdiğine inanıyorum. Bu yüzden katı bir disiplin sistemiyle yaşamak , adeta "code"a uymak (dexter referansı) , bence faydalı.

Bunlar benim çalışma loglarım olacak ve ara sıra dertleşeceğim, belki bambaşka konular hakkında da yazacağım. Bilemiyorum. Yazmak güzel bir meşgale ve umarım devam etmeyi bırakmam.

---

Biraz çalışmalarımdan bahsedeyim. Hazırlandığım 3 adet sertifika sınavım var : CCNA , CPTS , RHCSA.
Bunlar zaten benim çalıştığım alanda uzmanlaşmayı hedeflediğim konular (network - pentest - linux ve tabii bir de programlama). 

CCNA kursu yarın başlıyor ve CPTS'i yarıladım hatta Active Directory bölümü de bittiği için çoğu bitti azı kaldı diyebilirim. RHCSA ise (Red Hat Certified System Admin)  benim Linux'a ve özellikle çalıştığım şirketin Red Hat bayiisi olması sebebiyle odaklandığım bir alan. Linux sistemleri hem seviyorum hem de bu sistemlerde uzmanlaşmayı kıymetli buluyorum.

Yalnız işler beni çok bunaltıyor. Hani işten güçten vakit bulsam da tamamen sınavlarıma, projelerime odaklanabilsem... nerede o günler, lol. Dürüst olmak gerekirse bol bol boş zamanım da oluyor ama onu yönetme konusunda hep batırdığım için istediğim sonuçları alamıyorum. Daha disiplinli olursam, daha çalışkan olursam, daha daha daha daha... Bir gün efsane olacağım.

Hayır, kabul ettiğim tek bir şey var. Ben disiplinliyim ve "code"a uyuyorum.

O halde bugün kural şu : Günlük en az 2 saat bireysel çalışmalarıma vakit ayırmak benim için ibadettir. Ve doğrusu dünya yansa bile buna hakkım var, kendime ayırabileceğim en az 2 saatim olabilmeli. Üç tane kuralım var : İş öncelikleriyle ilgilenmek , iş haricinde en az 2 saat bireysel çalışma ve her gün spor yapmak. Bunları ne olursa olsun yapabilecek asosyalliğe ve takıntıya sahibim. Yani başaracağım.

Bugün (verimsiz gün) yaptıklarım : CCNA kursuna kursuna başladım , 1 saat 45 dakika kadar ders çalıştım. Biraz packet tracer kurcaladım, ilk chapterı bitirmeye yakınım.


Yarının görevleri : CCNA'da ilk chapter bitecek. RHCSA'da bir chapter bitecek. Akşam CCNA kursu canlı / interaktif ders olacak. CCNA dersine yetişmek için akşam İstanbul'a geçmeliyim. Bir de gündüz çarşıda halletmem gereken bir iş var ki, yarının yoğunluğuyla her şey üst üste binecek. Tanrım. 

---


İstanbula geçtikten sonra bir sonraki gün yeni evimde kombinin ilk açılışı olacak, servisten randevu aldım. Evin sıfır olması ve ilk kiracı olmam sebebiyle lanet olası bitmeyen tadilat / tesisat işleri ve dırdırcı bir eş :d  yandık amk. 

 

Tam odaklı ve arı gibi çalışkan olmam gereken zamanlar. Tanrı benimle.